Tavan Arasına Erzak Yardımı |
Kapıyı Kapalı Tutun Kibrim Kaçabilir... |
”AKP ile SON 24 SAAT:
- Polise astımlı olduğunu söylemesine rağmen biber gazı yiyerek ölen gencin hastane önünde eylem yapan ailesine de biber gazı sıkıldı.
- Sağlık Bakanı “Tecavüze uğrayan kadının bebeğine devlet bakar” dedi.
- Kürtajı yasaklayacak kanunun Haziran’da meclise sunulacağı açıklandı.
- Cumhurbaşkanı kentsel dönüşüm yasasını onayladı
- Havayolu çalışanlarına grev yasağı getiren yasa Meclis’ten geçti.
- 150 THY çalışanı grev yaptığı için işten çıkarıldı.
- Emniyet güçlerinin copları demire çevrildi.
- KCK davasında avukatlık yapan 103 avukat hakkında soruşturma başlatıldı.
- 16 yıllık Yeni Şafak yazarı Ali Akel, hükümetin Uludere’deki tutumunu eleştirdiği için gazetesinden kovuldu.
- RTÜK üyelerinden gelen ‘tavsiye’ kararının ardından, 1 Kadın, 1 Erkek dizisindeki çiftin yeni bölümde evlendirilmesine karar verildi.
- Tütün ve alkole %15 zam geldi
- 3. köprü ihalesi yapıldı
- Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda sağladığı internet hizmetinde Google’a girilmediği ortaya çıktı.
- 3. yargı paketinin 11 maddesi komisyondan geçti ve avukatların dosyalara erişimine daha da kısıtlama getirildi
- Eskişehir’de kürtaj ve sezaryen tartışmalarını protesto etmek için AK Parti İl Başkanlığı’na yürümek isteyen grupla polis arasında çıkan arbedede 7’si kadın 8 kişi gözaltına alındı.
-TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ‘Tecavüz edilen kadın da doğurmalı. Bosna’da pek çok kadın doğurdu. Özürlü olacak diye bebeği öldürmek de cinayettir’ dedi.
- Tarafsız Bölge programına katılan Aile Hekimi Seda Sezer tecavüze uğrayan kişinin kürtaj yaptırmasını değil de tecavüzcüsünü öldürmesi gerektiğini söyledi.”
"(via denizdevrim)
Ağlarla kaplı hiç bilemezsin.
Her yanım, her sözüm, her savaşım, her yarım..
Öyle zor, öyle zor, öyle zor geliyor ki her yeni gün..
Amores Perros
(Kaynak: grievren)
Eren Erdem
(Kaynak: icindengelen)
Hasan Hüseyin Korkmazgil
(Kaynak: icguveysindeniclice, kedidirokedi gönderdi)
Emrah Serbes
(Kaynak: mertatalay, sessizsedasiz gönderdi)
-Murat Menteş
Bulutlar birbirine sürtünüp parçalanmış gibi yağıyor kar. Bitmiyor bulut kırıntıları… Karın şüpheli bir sessizliği var; insan aklındaki seslere dalıyor. Telefon çalıyor. Emine diyor ki “Çolpan İlhan’la konuştum.” Emine Vatan gazetesinin hafta sonu ekinde çalışıyor. “Demlenmiş Hayat Tavsiyeleri” bölümünü hazırlıyor. Yarınki sayıda Çolpan Hanım tavsiyelerini anlatıyor. Derken son soruya geliniyor soruluyor:
- Peki şimdi ne istersiniz?
- Sadri’nin yaşamasını.
Galiba arada küçük derin bir sessizlik oluyor. Çolpan Hanım devam ediyor: “Zamanımı doldurmak için Sadri’yi düşünmemek için öyle çok çalışıyorum ki… Durmadan. Gece eve geliyorum. Uyuyamıyorum. Dün geceydi saat sabahın üçü. Gün bitecek nihayet. Bir baktım televizyonda Sadri’nin filmi…” Çok sevmek birini sizce de çok korkunç bir şey değil mi?
***
Her gelen beraberinde bir gün gidecek olduğu gerçeğini de getirir. Belki de bu yüzden kimileri kimsenin gelmesini istemeyecektir. Bir gidişe daha dayanamayacağı için zamanı çalı çırpıyla çaputlu bir karışıklıkla mühim işler kalabalığıyla ufak tefek heyecanlarla figüran kalplerle dolduracaktır. Çünkü insanı birini sevmeden önceki halinden çok daha yalnız bırakır birinin gitmesi. Zaten belki de bir öncenin olduğunu unutabilir kişi. Sabah nasıl kalkardın sen o gelmeden önce? Gece ne yapardın o hiç yokken? Sen kimdin ki zaten? Nasıl bir şeydin ki sen? İnsan kendinin ne olduğunu bile unutabilir bazen. Birini sevmek sizce de çok korkunç bir şey değil midir sırf bu yüzden?
***
Ya da belki de hiç gitmez hiç bitmez… İnsanlar nasıl bundan korkmaz? Düşünsenize bir ömürde sadece bir hayat! Başladığı gibi bitecek bir hikâye başından sonuna. Serim düğüm sonuç ve güle güle bütün bir hayat tek bir kişiyle… Oysa hayat tek bir hikâyeden ibaret olamayacak kadar geniş ve derindir herhalde… Tek birini sevmekle nihayet bulacaksa hayatın…
Düşünsene elindeki tek bir hayatı birine bütün bu dünya kalabalığı içinde bir tek kişiye vermek… Yok yok; dünyanın en korkunç şeyidir birini sevmek.
***
İnsan kendi gözünden çıkan ışığı görür gözünün parladığını bilir. O seviyor diye kendini seversin birden gün boyu pamuklar içinde. Kötü rüya gördüğünde uyandırıp hemen… Sonra uyuyuverirsin daha o “Geçti geçti” derken. Komik şeyler olur evin koridorlarında tam günün beklenmedik bir noktasında. “Ben şimdi ne yapayım?” dersin insanlıkla baş edemediğin anlarda. Hiç olmasa evde bir nefes olur. Sabah kalktığında komik rüyanı anlatacak biri. Kahvaltıda iki yumurta. Uzun yolculuklardan döndüğünde evde yanan kombi “Yorgunum” diyecek biri.
Bunlar olmadığında… Bilirsiniz tepside kahvaltı demlikte hep arta kalan çay uykuya dalarken kulak tırmalayan kendi nefesinin sesi bir gün yalnız ölme endişesi… “Ben nasıl yaşıyordum ondan önce?” tedirginliği.
Dünyanın en korkunç şeyidir sevmek birisini.
EceTem
Düşünsene, sen de bugünlerde zorla yaşamıyor musun aslında? Geçip gitsin de bitsin diye bekliyorsun sanki. Öyle değil mi?
Vitesi boşa alıp kendine yuvarlanmak, etin o hastalıklı, yumuşak kıvamı alıncaya dek durmak, sesli mi içinden mi konuştuğunu unutana kadar yalnız kalmak, git gide “zaten insanlarla bir arada olmanın saçma olduğu” kanısına varmak, derken ipin ucunu kaçırmak…
Bir gün zararsız bir mola gibi başlayan o durma halinin, balçık gibi insanın üzerine yapıştığını söylemişlerdi de, kimse oradan nasıl çıkılacağını dememişti ki.. Hangi bölümündesin bu çamur gibi seyehatin? Varacağın dibi gördün mü, yoksa zaten vardın mı oraya? Oradaysan zaten bu yazıyı da okumuyorsun. Okumazsın, okunmaz yani, öyledir.
Ama henüz dibe biraz uzaktan baktığın bir yerdeysen, tam oraya gelince, fizik kanunları uyarınca daha dibe gidemeyeceğine göre, hareketin ancak yukarı doğru olacağını, dibin seni gerisin geri hayata fırlatacağını sanıyorsun ihtimal. Ya da birilerinin mutlaka bir şey yapacağını, canım mutlaka bir şey olacağını ve bu yapış yapış melodramın nihayete ereceğini.. Böyle şeyler olacak sanıyorsun, değil mi? Olmayacak. Olmaz yani, öyledir.
Şimdi kalkıp tiril tiril giyiniyorsun. Çekip kapıyı, yapsam mı yapmasam mı diye düşünmeden şehrin en sevdiğin yerine gidiyorsun. Her hamlende son derece başrol oyuncusu gibi davranıyorsun. Son paranla olsa da, en iyi yerde, uzatıla uzatıla içilecek ve uzatıldığından dolayı asla eziklik hissedilmeyecek olan bir çay söylüyorsun kendine. Yalandan bir gülüş tutturuyorsun ağzına. İnsanların ortasında, sanki onlardan biriymişsin gibi(!) dikiliyorsun. Önce hemen geri kaçmak, eve atmak isteyeceksin kendini. Dahil olamadığın gürültü, birikip birikip tepene binecek sanki. Abartmanın alemi yok, öyle aman aman dahil olunası bir hayat değil zaten bu. Ama diğer yandan.. Yaşamayıp ne yapacaksın? Sahtekarlık gibi mi geliyor sana? Takatin mi yok bütün bunları yapmaya? Ama malesef böyle komikliklerle ve tırmalaya tırmalaya döneceksin hayata.
Canını yakacak belki, ama kimsenin de umrunda değilsin aslında. O vakit niye katlanacaksın bu saçmalığa? Çünkü sen, bir kayalıksın. Sen, kendin için sonsuzsun. Sen, sonuna kadar beraber yaşamaya, katlanmaya, taşımaya mecbur olduğunsun. Geri kalan her şey sana vurup vurup köpükleri sönen dalgalar yalnızca.
Şimdi kalkıp tiril tiril giyineceksin. Nasıldı? Yalandan bir gülüş tutturacaksın ağzına…
EceTemelkuran
çitin ötesindeki insanları düşün
acıları içini ısıtsın, doğrulansın yüzün
gözlerine çekimser bir mevsim süsü ver
korkma kimsenin gözükmez içi
Bir otoban çekiyor canım. Balkonunda fesleğen olan bir evi özlüyorum. Kahvemi ve kitabımı alıp zula bir yerlere çörekleneyim diye geçiyor aklımdan. Sonra şöyle hüznün en salaş haliyle El Dor El Awal çalınsın kulaklarıma. Güneş batsın, fesleğen kokulu balkonumda, minicik bir masa ve tahta tabure üzerinde bir duble rakımı koyup hemen yanıbaşıma, uzaklara bakarak özlemeye değer bir şeyler bulup çıkarayım geçmişimden. Ve o bulup çıkardığım her neyse, ağustos sıcağında hırka attırsın omuzuma. Tüm bu endişelerden uzak, tüm bu mantıklı olmalardan. Öyle gelişine ama öyle hakiki bir yaşamak çekti canımı. Kibirli bir yalnızlıkta adam akıllı yaşamak…
”AKP ile SON 24 SAAT:
- Polise astımlı olduğunu söylemesine rağmen biber gazı yiyerek ölen gencin hastane önünde eylem yapan ailesine de biber...
”Emily: Açıkçası, eğer aptal gibi görünmeyi göze alamıyorsan, aşık olmayı hak etmiyorsundur.
-A Lot Like Love
Beni bu şarkılar mahvetti …
( evsarmaşığı )
Moğollar - Yolum Seninle
Pahalı saatler takan insanların zamanları değerlidir. Ama bir terasta yaşıyor ve saati sokaktaki yabancılardan öğreniyorsanız, zaman size...